Suriye ordusu ile Kürt silahlı unsurlar arasında 6 Ocak’tan bu yana süren çatışmalar, yalnızca askeri değil, insani boyutlarıyla da dikkat çekiyor.
Reuters tarafından servis edilen görüntülerde, tekerlekli sandalyedeki bir kadının silahlı kişilerin gözetiminde bir araç yolunda ilerletilmesi, sahadaki kırılgan güvenlik ortamını gözler önüne serdi. Bölgeden gelen bilgilere göre, 8 Ocak itibarıyla Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahalleler de dahil olmak üzere yaklaşık 145 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Halep’te Çatışmalar Nasıl Başladı?
Halep’teki gerilim, Suriye ordusunun kontrolü yeniden tesis etmeye yönelik operasyonlarıyla tırmandı. Şam yönetimine bağlı güçler ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşanan çatışmalar, kısa sürede kentin farklı noktalarına yayıldı.
Suriye Demokratik Güçleri, çatışmalarda yalnızca Suriye ordusunun değil, Hemzat, Emşat, Sultan Murad ve Nureddin Zengi gibi silahlı grupların da yer aldığını öne sürdü. Bu gruplar, Esad yönetiminin yeniden kontrol sağlamasının ardından Şam’a bağlı ordu bünyesine katılacaklarını açıklamıştı.
Bu durum, sahadaki güç dengelerinin hızla değiştiğine işaret ederken, Türkiye açısından da yakından izlenen bir süreci beraberinde getirdi.
MSB’den Net Mesaj: “Talep Olursa Destek Sağlanır”
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 8 Ocak’ta yaptığı açıklamada Türkiye’nin Halep’teki gelişmeleri yakından takip ettiğini vurguladı. Açıklamada, Halep’te yürütülen operasyonların “tamamıyla Suriye ordusu tarafından gerçekleştirildiği” özellikle belirtildi.
MSB ayrıca, Şam yönetiminin resmi talepte bulunması halinde Türkiye’nin Halep konusunda gerekli desteği sağlayabileceğini duyurdu. Bu mesaj, Ankara’nın doğrudan müdahaleden ziyade, meşru hükümet talebi ve uluslararası hukuk vurgusunu öne çıkaran bir politika izlediğini ortaya koydu.
Türkiye’nin Temel Önceliği: Toprak Bütünlüğü ve Terörle Mücadele
Bakanlık açıklamasında Türkiye’nin Suriye politikasının ana çerçevesi de bir kez daha hatırlatıldı. Buna göre Ankara, Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü temelinde, terör örgütleriyle mücadeleyi desteklemeyi sürdürüyor.
Bu yaklaşım, özellikle SDG’nin omurgasını oluşturan ve Türkiye tarafından terör örgütü olarak kabul edilen unsurlar nedeniyle kritik önem taşıyor. Ankara, sahadaki gelişmeleri değerlendirirken hem sınır güvenliğini hem de bölgedeki Kürt sivillerin durumunu yakından izliyor.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Çatışmaların en ağır bedelini ise siviller ödüyor. Halep’te artan askeri hareketlilik, on binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Göç edenlerin büyük kısmının altyapıdan yoksun bölgelere yönelmesi, yeni bir insani kriz riskini beraberinde getiriyor.
Uluslararası gözlemciler, çatışmaların sürmesi halinde Halep çevresinde göç dalgasının daha da büyüyebileceği uyarısında bulunuyor.
Ankara Dengeli ve Kontrollü Bir Hat İzliyor
Halep’teki SDG–Şam gerilimi, Türkiye açısından hem güvenlik hem diplomasi boyutuyla hassas bir denklem oluşturuyor. Ankara, bir yandan Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan söylemini korurken, diğer yandan sahadaki gelişmelere göre kontrollü, talep ve meşruiyet temelli bir politika yürütüyor.
Önümüzdeki günlerde çatışmaların seyri, Şam yönetiminin tutumu ve bölgedeki silahlı grupların pozisyonu, Türkiye’nin atacağı adımlar açısından belirleyici olacak.





