Lavrov, Rusya’nın Ukrayna ile müzakereleri yeniden başlatmaya hazır olduğunu belirterek, “Meselenin siyasi diplomatik araçlarla çözülmesini tercih ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Başkent Moskova’da düzenlenen toplantıda konuşan Lavrov, NATO ve Avrupa Birliği’nin son dönemde askeri harcamalarını artırdığına dikkat çekti. Avrupa ülkelerinin güvenlik politikalarında giderek daha sert bir çizgiye yöneldiğini savunan Rus Bakan, Batılı ülkelerin “frene basma” niyetinde olmadığını ileri sürdü. Lavrov, Avrupa’daki siyasi çevrelerin Rusya ile olası bir çatışma ihtimalini açık şekilde dillendirdiğini belirterek, “2030 yılına kadar Avrupa’da büyük bir savaş yaşanabileceğine dair değerlendirmeler yapılıyor.” dedi.

Lavrov, Ukrayna’nın Rus topraklarına yönelik saldırılar düzenleyerek toplumda korku ve panik ortamı oluşturmaya çalıştığını öne sürdü. Avrupa ülkelerinin Kiev yönetimine verdiği askeri ve mali desteğin bu saldırıları teşvik ettiğini iddia eden Rus Bakan, İngiltere ve Avrupa Birliği ülkelerini sert sözlerle eleştirdi.

Batılı ülkelerin Rusya karşıtı bir politika izlediğini savunan Lavrov, Avrupa’nın mevcut yaklaşımını İkinci Dünya Savaşı öncesindeki gelişmelere benzetti. Rusya’nın son yıllarda güçlenmesinden Batı’nın rahatsız olduğunu ileri süren Lavrov, “Rusya her zaman Batı’nın küresel hakimiyetine engel olarak görüldü.” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında Avrupa’nın uluslararası barış ve güvenlik açısından tehdit oluşturduğunu da savunan Lavrov, Brüksel, Paris, Berlin ve Londra yönetimlerinin Ukrayna üzerinden Rusya’ya karşı ortak bir cephe oluşturmaya çalıştığını söyledi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Batı tarafından Rusya’ya karşı ön safa çıkarıldığını öne süren Lavrov, Avrupa’nın politikalarının kıta genelinde yeni güvenlik riskleri yarattığını ifade etti.

Belarus konusuna da değinen Lavrov, Ukrayna yönetiminin Belarus’u çatışmanın içine çekmeye çalıştığını iddia etti. Kiev’in bölgedeki çatışma alanını genişletme amacı taşıdığını savunan Rus Bakan, Belarus’un güvenliğinin Rusya açısından stratejik önemde olduğunu vurguladı. Lavrov, “Müttefikimizin güvenliğini sağlamak için gerekli tüm önlemleri almaya hazırız.” diye konuştu.

Rusya’nın Ukrayna’nın NATO üyeliğine karşı tutumunu sürdürdüğünü belirten Lavrov, Ukrayna’nın tarafsız ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statüde kalmasının Moskova açısından temel şartlardan biri olduğunu dile getirdi. Rusya’nın “özel askeri operasyon” olarak tanımladığı süreçte belirlenen hedeflere ulaşılacağını savunan Lavrov, Avrupa’daki siyasi elitlerin ve Kiev yönetiminin girişimlerine rağmen Moskova’nın geri adım atmayacağını söyledi.

Lavrov’un açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri ise Ukrayna ile yeniden müzakere masasına dönülebileceği yönündeki mesajlar oldu. Rusya’nın diplomatik çözüm yollarına açık olduğunu ifade eden Lavrov, “Kiev ile her zaman olduğu gibi konuşmaya hazırız. Müzakereleri kaldığımız yerden her an yeniden başlatabiliriz.” dedi.

Bununla birlikte Lavrov, Ukrayna yönetimini çatışmaların sürmesini istemekle suçladı. Zelenskiy yönetiminin hem Rusya’ya hem de Avrupa’ya “gerçekçi olmayan şartlar” sunduğunu ileri süren Rus Bakan, Kiev’in mevcut tutumunun barış sürecini zorlaştırdığını savundu.

Rusya Dışişleri Bakanı ayrıca, Ukrayna’daki askeri sanayi altyapısına yönelik saldırıların sürdürüleceğini belirtti. Daha önce yabancı misyon çalışanları ve uluslararası kuruluş temsilcilerine Kiev’i terk etmeleri yönünde tavsiyede bulunduklarını hatırlatan Lavrov, bunun uzun vadeli askeri stratejinin bir parçası olduğunu ifade etti.

Lavrov, ABD’nin de Ukrayna krizindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Washington yönetiminin Rusya’ya yönelik yaptırım baskısını artırdığını söyleyen Lavrov, bu nedenle ABD’nin artık tarafsız bir arabulucu konumundan uzaklaştığını savundu.

Trump: Hürmüz Boğazı Cuma Günü Açılacak
Trump: Hürmüz Boğazı Cuma Günü Açılacak
İçeriği Görüntüle

Moskova’dan gelen bu açıklamalar, Ukrayna savaşında diplomatik çözüm ihtimallerinin yeniden gündeme geldiği bir dönemde dikkat çekti. Ancak taraflar arasındaki sert söylemler ve sahadaki çatışmaların sürmesi, kısa vadede kapsamlı bir uzlaşının sağlanmasının zor olabileceğine işaret ediyor.