Tahran yönetiminin gösterileri sert ve kanlı yöntemlerle bastırdığı iddiaları artarken, ABD Başkanı Donald Trump’ın üst üste yaptığı sert açıklamalar krizin küresel bir boyuta taşınmasına neden oldu. Trump’ın “İdamlar başlarsa yanıtımız çok sert olur” sözleri, Washington’un İran’a karşı askeri bir adım atıp atmayacağı sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Dünya başkentlerinde gözler ABD yönetimine çevrilirken, uzmanlar Trump’ın masasında bulunan olası senaryoları ve bu senaryoların Ortadoğu’ya etkilerini tartışıyor.
İran’da artan hayat pahalılığı, işsizlik ve ekonomik yaptırımlar nedeniyle patlak veren protestoların, rejim karşıtı bir harekete dönüştüğü belirtiliyor. Sosyal medyaya yansıyan görüntüler ve muhalif kaynakların iddialarına göre güvenlik güçlerinin sert müdahalesi sonucu çok sayıda kişi hayatını kaybetti. İdam cezalarının gündeme gelmesi ise tansiyonu daha da yükseltti.
Bu gelişmeler karşısında ABD Başkanı Trump, neredeyse her gün İran yönetimini hedef alan açıklamalar yaparak Tahran’a açık bir uyarı gönderiyor. Washington’un atacağı adımlar, sadece İran’ın değil tüm bölgenin geleceğini etkileyecek potansiyele sahip.
WASHINGTON’UN MASASINDAKİ 4 KRİTİK SENARYO
ABD yönetimi içinde İran’a nasıl bir yol izleneceği konusunda görüş ayrılıkları yaşanıyor. Kulislere yansıyan bilgilere göre dört temel senaryo öne çıkıyor:
Diplomasiye Son Bir Şans
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in öncülük ettiği kanadın, İran ile diplomatik temasların sürdürülmesini savunduğu belirtiliyor. Bu senaryoya göre İran’ın nükleer ve balistik füze programlarından vazgeçmesi, ABD ile petrol anlaşmalarına yanaşması ve İsrail ile bölge ülkelerine yönelik tehditlerini sonlandırması halinde yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesi gündeme gelebilir.
Ancak bu yaklaşım, İsrail’in sert itirazlarıyla karşı karşıya. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, geçtiğimiz ay Florida’da Trump ile yaptığı görüşmede İran konusunda “işin yarım bırakılmaması” yönünde baskı yaptığı biliniyor. İsrail yönetimi, İran’ın nükleer kapasitesinin tamamen ortadan kaldırılmasını ve ABD güdümünde yeni bir yönetim kurulmasını savunuyor.
Venezuela Modeli İran’da Uygulanır mı?
Trump yönetiminin, Ortadoğu’da uzun süreli askeri operasyonlara sıcak bakmadığı biliniyor. Bu nedenle Venezuela’da izlenen modelin İran için de gündeme gelebileceği konuşuluyor. Hatırlanacağı üzere ABD, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu devirmiş, yargılanmak üzere ABD’ye götürmüş ve geçici yönetimi Maduro’nun yardımcısına bırakmıştı.
Benzer bir senaryonun İran’daki molla rejimi tarafından kabul edilip edilmeyeceği büyük bir soru işareti olarak duruyor.
Hibrit Savaş ve Ekonomik Kıskaç
Amerikan basınında yer alan haberlere göre Trump’a sunulan seçenekler arasında askeri müdahale dışındaki hibrit savaş yöntemleri de bulunuyor. Siber saldırılar, psikolojik harp ve ekonomik baskılar bu senaryonun temel unsurları arasında.
ABD, İran ile ticaret yapan ülkelere ek yüzde 25 gümrük vergisi getirerek baskıyı artırmış durumda. Ayrıca İran’ın en önemli gelir kaynağı olan petrol sevkiyatını gerçekleştiren tankerlere yönelik müdahaleler de masadaki seçenekler arasında yer alıyor.
Askeri Müdahale Tartışması
Cumhuriyetçi Parti içindeki şahin kanat, İran’a karşı doğrudan askeri müdahaleyi açıkça savunuyor. “United Against Nuclear Iran” adlı kuruluşun, vurulması gereken 50 kritik hedefi içeren bir listeyi Trump yönetimine sunduğu ifade ediliyor.
İran diasporası da ABD’de düzenlediği gösterilerle Washington’a müdahale çağrısı yaparken, İran’ın devrik Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi’nin “geçiş yönetimi” için Tahran’a gitmeye hazır olduğunu açıklaması dikkat çekti. İsrail tarafından da desteklenen Pehlevi, muhalefetin dağınık yapısı içinde öne çıkan bir figür olarak görülüyor.
Uzmanlar, ABD’nin Irak savaşına benzer bir maceraya girmek istemediği konusunda hemfikir. Olası bir hava saldırısının İran halkı üzerindeki etkisinin öngörülemez olduğu, hatta ülkeyi iç savaşa sürükleyebileceği uyarıları yapılıyor.
Öte yandan Reuters’a yansıyan bilgilere göre İran, ABD’nin saldırması halinde bölgedeki Amerikan üslerinin hedef alınacağını komşu ülkelere bildirdi. Suudi Arabistan, BAE ve Türkiye’ye iletildiği iddia edilen mesajlarda, bu ülkelerdeki ABD üslerinin de vurulabileceği uyarısı yer aldı.
Bu gelişmelerin ardından Katar’daki El-Udeid Üssü’nde bulunan yaklaşık 10 bin Amerikan askerinin sayısının Trump’ın talimatıyla azaltıldığı bildirildi. İngiltere’nin de aynı üsten askerlerini çekmeye başladığı belirtilirken, Suudi Arabistan’ın ABD’ye hava sahasını kullandırmayacağını resmi olarak ilettiği öğrenildi.




