Neşet Ertaş’ta görülen sanat ustalığının iki temel bileşeninden biri de, sesidir. Özünde belireni sözünde duyguya ve anlatımlara dönüştürerek gönüllere aktaran, ruhunun ifadesini kendine özgü bir tını ve renklilik içerisinde yansıtan Neşet Ertaş’ın sesi, sanat ustalığına ilişkin birbirinden farklı özellik içerir. Ses icracısı olarak Neşet Ertaş, muhteşem hançeresi, sesinin tınısı ve tekniği ile okuduğu her eserin ruhuna inebilen, bir müzik cümlesi boyunca birkaç farklı ton kullanabilen, müzik cümlesinin zorluğu ne olursa olsun, ton dışı baskıların ve ses kaymalarının görülmediği bir ses ustasıdır.
Onun benzersiz sesi; geniş hayâl dünyası, duygusal, hassas yüreği ve incelikli fikirler sergileyen düşünce yapısından kaynaklı her nüveyi ifade edebilecek; anlam ve derinlik katabilecek bir niteliktedir.
Ses/Vokal Özellikleri:
Neşet Ertaş’ın, dinleyeni adeta büyüleyen benzersiz sesi, Çiçek Dağı’nın koynundan doğmuş, kâh durgun, kâh coşkun, kimi zaman da bendini yıkıp geçecek kadar taşkın ama daima billur misali tertemiz çağlayıp akan gür bir pınar gibidir. Coşkulu ruhunun etkili anlatımıyla birleşen bu güçlü ses, onun aşk dolu yanık yüreğinin en güzel yansımasıdır. Bir bülbül misali çığrışıp öten Neşet Ertaş’ın sesi, bu yanıyla; aşkın ve sevginin sesi olup içtenliği, doğallığı, sevecenliği ve tatlılığı ile dinleyeni sımsıcak sarar, ruhları okşar, gönülleri doldurur.
Neşet Ertaş’ın, ustasınınkinden belki de en çok farklılaşan sanat yanı; ses rengi ve kullanım özellikleridir. Gür avazlı, candan, yeri göğü inleten sesi ile meydanların ötesinden bile duyulabilecek kadar güçlü bir yapısı olan Muharrem Ertaş’ın türküleri ve sesi; örneği Anadolu’nun az sayıdaki birkaç ustasında görülebilecek niteliktedir. O, Horasan Ağzı denilen ve kök olarak Horasan bölgesinden Anadolu’ya taşınan ses yapısı ve okuyuş biçiminin Anadolu’daki son temsilcilerindendir. Ses özelliği, tınısı ve okuyuşu ile bu tavrı yansıtan Muharrem Ertaş’ın okuyuş biçimi, bazı yönleriyle oğluna da geçmiştir.
Ertaş’ların okuduğu havalar, ses ve nefes gerektiren, icrası son derece zor havalardır. Herhangi bir teknolojik desteğin bulunmadığı dönemlerde, salt insani başarıya dayalı olarak sergilenen ve Muharrem Ertaş’ta çığırının zirvesine ulaşan bu; uzun nefesle, güçlü avazla, çığlık çığlığa okuma özelliği ve ses karakteri, teknolojik gelişmenin ürünü olan amplifikatör vb. gereçler nedeniyle kısmen değişime uğrasa da, birçok yönüyle Neşet Ertaş’a da geçmiştir. Ancak Neşet Ertaş’tan sonra; güçlü avazlar yerini içli feryatlara, çığlık çığlığa okuyuşlar incelikli yanık anlatımlara dönüşmüş, naif bir okuyuş üslubu gelişerek yeni tarzın genel yapısını oluşturmuştur.
Muharrem Ertaş’ın, dik okuyuşlarda parlak olan, ancak pest alanlarda cılızlaşan ses yapısı; oğlunda bütün alanların pırıl pırıl olduğu, her noktasında ayrı bir ton ve renk bulunan, ezginin gürlük derecesine göre çok yumuşak, orta sertlikte ya da sert biçimde kullanabildiği, geniş hacimli bir ses karakterine evrilmiştir. Ezginin tavrına, tarzına ve psikolojik alt yapısını oluşturan; üzüntü, keder, elem, sevinç, coşku, sevgi vb. her türlü duyguya göre farklı bir renge bürünen sesi ve okuyuş uslubu, dehasının eseri olup sanatsal gelişmişliğinin üst sınırlarını yansıtmaktadır. Tek bir müzik cümlesi içerisinde bile en az iki, hatta daha fazla sayıda farklı ton kullanabilen Ertaş’ın sesi, yaratılmak istenen her türlü dramatizasyona uyum sağlayabilecek bir kapasiteye sahiptir. Öyle ki onun büyük bir kararlılıkla, yalpalamadan sergilediği performanslarında kullandığı ve bir cümle içerisinde, adeta önce buğulu, sonra puslu, en sonunda da tıpkı güneşin açılmasını andıran ses tonları bu güçlü dramatizasyonlara eşlik eder.
Neşet Ertaş’ın, ustasından ve aşiretinden kendisine yansıyan türküler; vokal nitelik bakımından özellikli bir ses ve geniş nefes gerektiren, icrası son derece zor havalardır. Ustasından devraldığı bu havaları, sesinin formda olduğu, nefesinin tam ve sanatının zirvesinde olduğu dönemlerde, aslına uygun biçimde okumanın ötesine geçerek sanatsal dehasıyla deyim yerindeyse çağ atlayan Neşet Ertaş, birçok yönüyle başlı başına bir başarı hikâyesi olan ses ustalığını, yarattığı birbirinden ilginç okuyuş özellikleri taşıyan eserlerine yansıtarak çeşitli biçimlerde sergilemiştir. Ancak, daha gençlik yıllarından başlayarak öz karakterini bulan ve uzun yıllar boyunca özelliğini kaybetmeyen sesi; 1990’lı yılların ortalarına gelindiğinde; başladığı günden ömrünün sonuna kadar, gün boyunca neredeyse arka arkaya hiç söndürmeden kullandığı sigara başta olmak üzere, zorlu iş koşulları vb. çeşitli nedenlerle yıpranmış, tınısını ve rengini kaybetmeye başlamıştır. Belli bir süre sonra, artık belli ölçüde bozulmuş olarak kulaklara yansımaya başlayan sesi sonrasında, icralarında ses ve nefes problemleri başlamıştır.
Eserlerini; sesinin ve nefesinin en iyi olduğu zamanlardaki performansına göre tasarlamış Neşet Ertaş’ın sesinde meydana gelen bozulma ve nefes problemleri nedeniyle bunları seslendirirken, cümleleri bölerek okumak zorunda kaldığı bir durum ortaya çıkmıştır. Ancak, bütün bunlara ve ilerlemiş yaşının getirdiği başkaca olumsuzlukları rağmen Ertaş, ustalığı ile bu durumun da üstesinden gelerek sesinin ve nefesinin yeni hâlini yine en iyi biçimde değerlendirerek, olabileceğin en iyisini yapmayı başarmıştır.
Dil Kullanımı, Ağız ve Hançere Özellikleri:
Neşet Ertaş’ın dili; Türkçe’nin batı kolları içerisinde yer alan Anadolu lehçesinin Orta Anadolu şivesini oluşturan ağızlardan, Türkmen-Abdal ağzıdır. Bölgesel ve yöresel özellikler bakımından Orta Anadolu şivesini oluşturan ağızlar içerisinde, kendine özgü farklılıklar gösteren bu ağzın, dilin; ses, ton, dil ritmi, konuşma temposu ve konuşma dinamizmini belirten fonasyon ve seslerin belirginlikleri; tınısı, vurguları, renkleri, uzunluk ve kısalıklarına uygun bir biçimde söylenmesini belirten artikülasyon (boğumlanma) özellikleri yönünden kendine özgü yanları vardır. Abdallar’ın kültürel kimliklerine dayalı dil kavrayışları ve kulak hassasiyetleri nedeniyle, Abdal olmayanlara göre dili farklı kullanmalarından kaynaklı özellikler de bu ağzın, onlara özgü yanlarıdır.
Yaşamdaki, yegane kendini ifade yolları sanat olan ve bu sanatı oluşturan dil ile müziğe büyük bir tutku ve aşkla bağlı Orta Anadolu Abdalları’nın dili; sevgi dolu yüreklerinin bir yansıması olarak, son derece tatlı ve hoş; sanatkâr ruhları ile hassas duyuşlarının yansıması olarak da melodilidir, ritimli, dinamik bir yapıdadır. Onların, dile ilişkin bu özellikleri, Neşet Ertaş’ta bambaşka anlatımlara kavuşmuştur. Dili; sevgiyle, aşkla ele alıp özenle konuşan; konuşmasında, dilin anlatımla ilgili özelliklerini tümüyle yansıtan, yürek ve kulak hassasiyeti nedeniyle seslendirdiği her sözcüğün, her deyimin hakkını vererek söyleyen Neşet Ertaş’ın, ruhu okşayan tatlı dili, müziği ile birleştiği eserlerinde bambaşka anlatımlara bürünerek zirveye ulaşır.
Ertaş’ın, dil-müzik birleşimi yönünden bin bir ayrıntı içeren eserleri, bu yanıyla başlıca bir inceleme konusudur. Doğal yolla ses tellerinde üretilip rezonatörler aracılığıyla oluşan sesi; duyuş özelliği, ses zevki ve gelişkin estetik yaklaşımı ile biçimlendiren Ertaş, Türkmen dilinin ağız özelliklerinden kaynaklı çeşitli ses karışımları yoluyla da özgün telaffuzlar yaratır.
Anadolu Müziği’nde, dilin ritmini ve vurgusunu belirleyen bir uygulama olarak başlı başına özellikler taşıyan hançere kullanımı, Neşet Ertaş ve müziğinde de yalnızca dile etki eden bir unsur olmakla kalmaz, sesli anlatımının vazgeçilmez, etkili icra tarzlarından birini oluşturur.





