Kurtulmuş, başkanlığını yürüttüğü Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunu yayımlayarak çalışmalarını tamamlamasının ardından yaptığı değerlendirmede, “Hemen ramazan sonrasında bu yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.
“Bir yere kadar geldikten sonra gereği yapılmalı”
İstanbul’da medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle 20 Şubat akşamı bir araya gelen Kurtulmuş, sürecin hem zor hem de yapıcı bir şekilde ilerlediğini belirterek, ortaya çıkan siyasi uzlaşmanın gereğinin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Bir yere kadar geldikten sonra böyle bir ittifak ortaya çıktıktan sonra bunun gereğini yerine getirmek lazım” diyen Kurtulmuş, 18 Şubat’ta yayımlanan komisyon raporunun bundan sonraki adımlar için bir “mihenk taşı” ve “çerçeve metin” niteliği taşıdığını dile getirdi.
Komisyon raporunun 6. bölümünde sürece ilişkin yasal düzenlemeler, 7. bölümünde ise demokratikleşme başlığı altında öneriler yer alıyor. Raporda, sürecin sağlıklı ve kalıcı biçimde ilerleyebilmesi için gerekli yasal altyapının oluşturulmasının zorunlu olduğu vurgulanıyor.
“Geçici ve özel bir düzenleme önemli”
Kurtulmuş, raporda yer alan düzenlemelerin tavsiye niteliğinde olduğunu özellikle belirtirken, PKK’nın Abdullah Öcalan’ın fesih çağrısına uyduğunu hatırlattı. Bu çerçevede örgütle ilgili “geçici ve özel” bir yasal düzenlemenin önemine işaret etti.
Söz konusu düzenlemenin genel bir af olarak algılanmaması gerektiğini ifade eden TBMM Başkanı, silah bırakan kişilerin hukuki sürece tabi tutulacağını söyledi. Buna göre, bu kişilerin kimliklerinin kayıt altına alınması, haklarında gerekli işlemlerin yapılması ve ardından Türk Ceza Kanunu’ndaki mevcut hükümler çerçevesinde —örneğin koşullu salıverilme gibi— serbest bırakılmaları gündeme gelebilecek.
Kurtulmuş, bu yaklaşımın hem hukukun üstünlüğünü koruyacağını hem de sürecin kalıcılığına katkı sağlayacağını savundu.
“Türkiye önemli bir hayati eşiği aştı”
Komisyon çalışmalarını değerlendiren Kurtulmuş, “Türkiye için önemli bir hayati eşiği aştık” dedi. Ancak bunun sürecin tamamlandığı anlamına gelmediğini belirterek, önümüzdeki dönemde yoğun ve dikkatli bir çalışma sürecine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Komisyonda ortaya konulan demokratik olgunluğun Türkiye’deki siyaset dilini de olumlu yönde etkilemesini temenni ettiğini belirten Kurtulmuş, “Türkiye şunu gösterdi: En ağır sorununu bile oturup konuşarak çözebiliyor” ifadelerini kullandı.
Komisyondaki tüm partilerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması konusunda uzlaştığını hatırlatan Kurtulmuş, Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulama oranı açısından dünyada üst sıralarda yer aldığını savundu. Ancak uygulanmayan bazı kararlar nedeniyle Türkiye’nin uluslararası alanda eleştirildiğini de kabul ederek, raporda bu durumun giderilmesine yönelik tavsiyelere yer verildiğini söyledi.
Suriye Vurgusu ve Entegrasyon Süreci
Kurtulmuş, konuşmasında bölgesel gelişmelere de değinerek özellikle Suriye’de oluşan yeni denkleme dikkat çekti. “Şimdi Suriye’de yeni bir denklem kuruluyor ve bu denklem içerisinde çok şükür entegrasyon, bizim için en hayati konu olan entegrasyon meselesi iyi bir şekilde işliyor” dedi.
Suriye’de Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi arasında varılan entegrasyon anlaşması 2 Şubat’ta yürürlüğe girmişti. Kurtulmuş, bu gelişmenin bölgesel istikrar açısından önemli olduğunu vurguladı.
Yeni Anayasa Mesajı
TBMM Başkanı, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Türkiye siyasetinin, 12 Eylül darbe anayasasının artık yeterli olmadığı konusunda zımni bir mutabakata sahip olduğunu belirten Kurtulmuş, anayasa sürecinde “gizli bir gündem” bulunmadığını ifade etti.
Anayasa değişikliğinin referanduma götürülmesi halinde son sözü milletin söyleyeceğini hatırlatan Kurtulmuş, kamuoyunda dile getirilen kuşkuların “akıl dışı” olduğunu savundu.





