Saat 03.02'de meydana gelen ve 45 saniye süren büyük felaket, başta Marmara Bölgesi olmak üzere Türkiye'nin deprem gerçeğini en acı şekilde ortaya koydu. Aradan geçen yıllara rağmen deprem riski gündemdeki yerini korurken, Prof. Dr. Naci Görür'den de dikkat çeken bir uyarı geldi.

Kocaeli'nin Gölcük ilçesi merkezli 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi, Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce'de büyük yıkıma yol açtı. Resmi verilere göre depremde 17 bin 480 kişi yaşamını yitirdi, 43 bin 953 kişi yaralandı. Yaklaşık 200 bin kişi evsiz kalırken, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yeri yıkıldı.

İmralı Heyeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan İle Görüştü
İmralı Heyeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan İle Görüştü
İçeriği Görüntüle

Depremin etkileri yalnızca yıkılan binalarla sınırlı kalmadı. Yaklaşık 16 milyon kişi depremden farklı düzeylerde etkilenirken, 285 bin 211 konut ile 42 bin 902 iş yerinde hasar tespiti yapıldı. İstanbul'da ise 454 kişi deprem sırasında hayatını kaybetti. Yalova, Düzce ve Gölcük gibi çevre illerden İstanbul'daki hastanelere getirilen yaralılardan yaşamını yitirenlerin de eklenmesiyle kentteki toplam can kaybı 981'e yükseldi.

17 Ağustos Depremi Türkiye'nin Hafızasında

17 Ağustos 1999'da yaşanan deprem, Türkiye'de yapı güvenliği, kentleşme ve afet yönetimi konularında önemli bir dönüm noktası oldu. Büyük can kaybının ardından depreme hazırlık konusunda çok sayıda düzenleme ve proje hayata geçirilirken, özellikle riskli yapıların dönüştürülmesine yönelik çalışmalar hız kazandı.

Ancak uzmanlar, Türkiye'nin aktif fay hatları üzerinde bulunduğuna dikkat çekerek mevcut çalışmaların daha da hızlandırılması gerektiğini belirtiyor. Deprem tehlikesinin ortadan kaldırılamayacağını vurgulayan uzmanlar, asıl hedefin yapıların ve kentlerin depreme karşı dirençli hale getirilmesi olması gerektiğine işaret ediyor.

Bu kapsamda son yıllarda kentsel dönüşüm çalışmaları da Türkiye'nin en önemli gündemlerinden biri haline geldi.

Bakan Kurum Son Verileri Paylaştı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada İstanbul'da kentsel dönüşümü tamamlanan bağımsız bölüm sayısının 1 milyona ulaştığını bildirdi. Kurum, afetlere karşı daha güvenli şehirler oluşturmak amacıyla kentsel dönüşüm çalışmalarının sürdürüleceğini ifade etti.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı'nın 2012'de kurulmasından bu yana Türkiye genelinde deprem başta olmak üzere çeşitli afet risklerine karşı riskli yapıların dönüşüm süreçlerini yürüttüğü belirtildi.

Açıklanan verilere göre bugüne kadar 81 ilde 2 milyon 761 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. Bunların 2 milyon 378 bininin dönüşümü tamamlanırken, 383 bin bağımsız bölümde dönüşüm çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

İstanbul'da 1 Milyondan Fazla Bağımsız Bölüm Dönüştürüldü

Kentsel dönüşüm çalışmalarının önemli bir bölümü deprem riski nedeniyle İstanbul'da gerçekleştiriliyor. Bakanlık verilerine göre İstanbul'da 2012 yılından bu yana 1 milyon 298 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı.

Bu bölümlerin 1 milyon 7 bininin dönüşümü tamamlanırken, 291 bin bağımsız bölümde çalışmaların sürdüğü açıklandı. İstanbul'un nüfusu, yapı yoğunluğu ve deprem riski göz önüne alındığında, kentteki dönüşüm çalışmalarının önümüzdeki dönemde de önemli bir gündem maddesi olması bekleniyor.

Uzmanlar ise yalnızca yeni binaların yapılmasının yeterli olmadığını, mevcut yapı stokunun da bilimsel yöntemlerle incelenmesi gerektiğini vurguluyor.

Naci Görür'den Dikkat Çeken Deprem Mesajı

Deprem konusunda yaptığı açıklamalarla kamuoyunda geniş yankı uyandıran Prof. Dr. Naci Görür, 17 Ağustos Marmara Depremi'nin yıl dönümünde sosyal medya hesabından bir mesaj yayımladı.

Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Görür, toplumun deprem gerçeğini göz ardı etmemesi gerektiğini belirtti. Görür, büyük depremlerin kaçınılmaz olduğunu ifade ederek asıl meselenin deprem sırasında insanların hayatını kaybetmesini önlemek olduğunu vurguladı.

Görür, mesajında özetle, Türkiye'nin herhangi bir yerinde er ya da geç büyük bir deprem yaşanacağını ve bunun sonucunda binlerce insanın hayatını kaybetme riskinin bulunduğunu belirterek, ülkenin deprem dirençli hale getirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

"Bırakın Fayı, Bırakın Yeri, İnsanlar Ölmesin"

Görür'ün açıklamasındaki en dikkat çekici ifadelerden biri, depremin nerede ve ne zaman gerçekleşeceği tartışmalarından önce yapı güvenliğine odaklanılması gerektiğine yönelik çağrısı oldu.

Ünlü yer bilimci, deprem tehlikesinin tamamen ortadan kaldırılamayacağını, ancak doğru planlama ve güvenli yapılaşmayla depremlerin can kaybı ve yıkım açısından çok daha düşük sonuçlarla atlatılabileceğini savundu.

Görür, Türkiye'nin deprem dirençli bir ülke haline gelmesi için uzun soluklu ve kararlı bir devlet politikasına ihtiyaç olduğunu da ifade etti.

"Türkiye'nin Bunu Yapmaya Gücü Var"

Prof. Dr. Naci Görür, çözümün yalnızca belirli dönemlerde gündeme gelen çalışmalarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, deprem hazırlığının uzun yıllar boyunca kesintisiz şekilde sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Görür, bu kapsamda bir bakanlık oluşturulmasının tek başına yeterli olmayacağını, söz konusu kurumun en az 20 yıl boyunca siyasi tartışmalardan uzak, ciddi ve istikrarlı bir anlayışla çalıştırılması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye'nin böyle kapsamlı bir dönüşümü gerçekleştirebilecek ekonomik ve teknik kapasiteye sahip olduğunu belirten Görür, temel hedefin depremi önlemek değil, deprem olduğunda insanların hayatını kaybetmesini engellemek olması gerektiğine dikkat çekti.

Deprem Gerçeği Bir Kez Daha Gündemde

17 Ağustos'un yıl dönümü, Türkiye'de deprem gerçeğinin yeniden gündemin merkezine taşınmasına neden oldu. 1999'da yaşanan büyük yıkımın ardından geçen 27 yılda önemli dönüşüm projeleri hayata geçirilse de uzmanlara göre risk tamamen ortadan kaldırılmış değil.

Özellikle büyük şehirlerdeki eski yapı stoku, plansız kentleşme ve yüksek nüfus yoğunluğu deprem hazırlığının önemini artırıyor. İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi'ndeki deprem riski, bilim insanlarının uzun süredir üzerinde durduğu başlıklar arasında yer alıyor.

Kentsel dönüşüm çalışmalarının yanı sıra yapıların denetlenmesi, afet toplanma alanlarının korunması, altyapının güçlendirilmesi ve toplumun afet bilincinin artırılması da deprem hazırlığının önemli parçaları olarak öne çıkıyor.

Amaç Depremi Önlemek Değil, Can Kaybını Önlemek

Uzmanların ortak vurgusu, Türkiye'nin deprem kuşağında bulunduğu gerçeğinin değiştirilmesinin mümkün olmadığı yönünde. Bu nedenle depremi engellemeye çalışmak yerine, depremin oluşturacağı zararı en aza indirmek temel hedef olarak gösteriliyor.

17 Ağustos 1999'da yaşanan felaketin üzerinden 27 yıl geçerken, o gece hayatını kaybeden binlerce kişi bir kez daha anıldı. Depremde yaşanan acıların tekrar etmemesi için güvenli yapılaşmanın ve bilimsel kent planlamasının önemine dikkat çekildi.

Prof. Dr. Naci Görür'ün yıl dönümünde yaptığı açıklama da bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Görür'ün "Er veya geç büyük bir deprem olacak" uyarısı, Türkiye'nin deprem hazırlığını yalnızca belirli tarihlerde değil, sürekli ve kapsamlı bir devlet politikası olarak ele alması gerektiği mesajını bir kez daha ortaya koydu.