Röportajda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndan bölgesel çatışmalara, ABD-İran geriliminden Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na kadar birçok başlık ele alındı.

Görüşmenin en dikkat çeken başlıklarından biri ise Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları ve Türkiye'nin olası bir saldırı karşısında üstlenebileceği rol oldu.

Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında verilecek desteğin saldırının niteliğine ve ortaya çıkacak tehdidin boyutuna göre şekillenebileceğini ifade etti.

Mekke Anlaşması’nın Kapsamı Gündemde

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke'de 7 Ağustos 2026'da imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülke arasındaki güvenlik ve savunma işbirliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor. Anlaşmanın kolektif caydırıcılık anlayışını esas aldığı ve taraflardan birine yönelik saldırının diğer tarafları da ilgilendiren bir durum olarak değerlendirildiği açıklandı.

Erdoğan, Newsweek'e yaptığı değerlendirmede anlaşmanın İran, İsrail veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı oluşturulmuş bir ittifak şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.

İstanbul Isıl İşlem Süreçleri Nasıl Gerçekleştirilir?
İstanbul Isıl İşlem Süreçleri Nasıl Gerçekleştirilir?
İçeriği Görüntüle

Cumhurbaşkanı, anlaşmanın daha güvenli, barışçıl ve istikrarlı bir bölgenin oluşturulmasına yönelik ortak sorumluluğun bir parçası olduğunu belirtti. Türkiye'nin de bölgesel sorunların çözümünde diplomasi ve diyalog kanallarının açık tutulmasını savunduğunu ifade etti.

Yemen’den Gelen Saldırılar Sonrası Askeri Destek Sorusu

Newsweek'in röportajında Erdoğan'a, Yemen'den Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar karşısında Türkiye'nin nasıl bir tutum alacağı da soruldu.

Erdoğan'ın açıklamalarına göre olası bir saldırı karşısında verilecek karşılığın niteliği, saldırıya uğrayan ülkenin talebi ve ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilebilecek. Bu kapsamda istihbarat, lojistik ve mühimmat desteği gibi seçeneklerin yanı sıra, tehdidin boyutuna bağlı olarak daha ileri düzeyde askeri desteğin de gündeme gelebileceği belirtildi.

Ancak Erdoğan, Yemen'de meydana gelebilecek her gelişme için şimdiden otomatik bir askeri müdahale senaryosu oluşturmanın doğru olmayacağını da ifade etti. Böylece olası bir gelişmede Türkiye'nin vereceği karşılığın olayın niteliğine göre değerlendirilmesi gerektiği mesajını verdi.

Suudi Arabistan İçin Acil Toplantı Hazırlığı

Yemen kaynaklı saldırıların ardından Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın tarafları arasında askeri düzeyde temaslar da gündeme geldi.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanlarının, Riyad'ın güvenliğine yönelik tehditleri ve anlaşma kapsamında uygulanabilecek destek seçeneklerini görüşmek üzere acil bir toplantı planladığı bildirildi. Toplantının tarihine ve verilecek desteğin biçimine ilişkin ise henüz kesin bir açıklama yapılmadı.

Gelişmeler, Mekke Anlaşması'nın imzalanmasından kısa süre sonra ilk ciddi güvenlik sınavlarından biriyle karşı karşıya kaldığı bir döneme denk geldi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da 25 Eylül'de New York'ta Suudi Arabistan ve Pakistanlı mevkidaşlarıyla Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında düzenlenen toplantıya katıldı. Görüşmede anlaşma kapsamında yürütülecek işbirliğinin kurumsallaştırılması ve teknik müzakerelerin geldiği aşama ele alındı.

Erdoğan’dan Diplomasi Vurgusu

Erdoğan'ın Newsweek röportajında yalnızca Yemen ve Suudi Arabistan başlığı değil, Türkiye'nin bölgesel krizlere yaklaşımı da öne çıktı.

Cumhurbaşkanı, dünyanın farklı bölgelerinde çatışmaların devam ettiğine dikkat çekerek Türkiye'nin temel hedeflerinden birinin gerilimlerin daha geniş coğrafyalara yayılmasını önlemek olduğunu söyledi.

Rusya-Ukrayna Savaşı ile Orta Doğu'daki çatışmaların Türkiye'nin güvenliği, ekonomisi ve istikrarı üzerinde doğrudan etkiler oluşturduğunu belirten Erdoğan, bu nedenle diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini ifade etti.

Türkiye'nin farklı taraflarla iletişim kurabilmesinin önemli bir imkan olduğunu belirten Erdoğan, Ankara'nın bu temasları gerilimi azaltmak ve tarafları yeniden müzakere zeminine çekmek amacıyla kullandığını aktardı.

ABD Ve İran Gerilimine Değindi

Röportajda ABD ile İran arasındaki gerilim de gündeme geldi.

Erdoğan, ABD'nin Türkiye'nin NATO müttefiki, İran'ın ise Türkiye'nin komşusu olduğunu belirterek her iki tarafla da iletişim kanallarının bulunduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı, ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmede İran ile ABD arasındaki sorunlarda diplomasiden mümkün olduğunca yararlanılması gerektiğini ifade ettiğini aktardı.

İranlı yetkililerle de temasların sürdüğünü belirten Erdoğan, Türkiye'nin iki tarafla da konuşabilme imkanını gerilimi azaltmak amacıyla kullanmaya çalıştığını söyledi.

Hürmüz Boğazı Ve Küresel Ekonomi Vurgusu

Erdoğan, bölgedeki gerilimin yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel ekonomiyi de etkileyebileceğine dikkat çekti.

Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin enerji arzı ve uluslararası ticaret açısından önem taşıdığını belirten Erdoğan, çatışmaların yayılmasının ekonomik sonuçlarının da büyüyebileceğini ifade etti.

Bu çerçevede Türkiye'nin öncelikleri arasında çatışmaların genişlemesini engellemek, ticaret yollarının güvenliğini korumak ve tarafların yeniden müzakere masasına dönmesini sağlamak olduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler Reformu Çağrısı

Erdoğan'ın açıklamalarında Birleşmiş Milletler'in yapısına ilişkin değerlendirmeler de yer aldı.

Dünyanın ekonomik ve siyasi ağırlık merkezlerinin değiştiğini belirten Erdoğan, yeni güç merkezlerinin ortaya çıktığını ve daha fazla ülkenin küresel karar alma mekanizmalarında daha fazla temsil talep ettiğini söyledi.

Bu değişimin Birleşmiş Milletler sistemine de yansıması gerektiğini savunan Erdoğan, Güvenlik Konseyi'nin daha temsili, etkin ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

Yemen’deki Gelişmeler Yakından İzleniyor

Yemen'den Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların devam ettiği bir dönemde yapılan açıklamalar, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın gelecekte nasıl uygulanabileceği konusundaki tartışmaları da gündeme taşıdı.

Reuters'ın 19 Eylül tarihli haberine göre Türkiye daha önce de anlaşma kapsamında Suudi Arabistan'ın teknik askeri ihtiyaçlarına destek vermeye hazır olduğunu açıklamıştı. Aynı haberde Yemen'deki Husilerin Suudi kentleri, enerji altyapısı ve deniz ulaşım güzergahlarına yönelik saldırılarının arttığı aktarılmıştı.

22 Eylül'de Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır dışişleri bakanlarının New York'taki görüşmesinde de Riyad'ın uluslararası hukuk çerçevesinde kendisini savunma hakkına vurgu yapılmış, bölgede güvenli seyrüsefer ve diplomatik çözüm çağrısı öne çıkmıştı.

Erdoğan'ın son açıklamalarıyla birlikte Ankara'nın Yemen kaynaklı tehditlere ilişkin yaklaşımının, olayların gelişimine ve Suudi Arabistan'ın ihtiyaçlarına göre şekilleneceği mesajı verilmiş oldu. Bununla birlikte açıklamalarda, herhangi bir gelişme karşısında otomatik olarak Türk askerinin Yemen'e gönderileceğine ilişkin kesinleşmiş bir karar bulunmadığı da vurgulanıyor.