Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nusret Nurlu, bölgede 5,5 büyüklüğüne kadar depremlerin beklendiğini belirterek, yaşanan sarsıntıların 6 Şubat 2023 depremlerinin doğrudan artçıları olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Adana ve Osmaniye’de son dönemde meydana gelen depremler, bölgedeki aktif fay sistemlerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Özellikle Saimbeyli ve Sumbas ilçelerinde kaydedilen sarsıntıların ardından vatandaşlar olası yeni depremlere ilişkin gelişmeleri yakından takip etmeye başladı. Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Mühendislik Fakültesi Jeoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nusret Nurlu, bölgede yaşanan sismik hareketliliği değerlendirerek depremlerin oluşum nedenleri, Savrun Fayı’nın durumu ve gelecekte yaşanabilecek sarsıntılar hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Doç. Dr. Nurlu, Adana’nın Saimbeyli ilçesinde meydana gelen 4,8 ve 4,9 büyüklüğündeki depremler ile Osmaniye’nin Sumbas ilçesinde kaydedilen 5,2 büyüklüğündeki depremin bölgedeki bağımsız tektonik yapıların hareketliliğiyle ilişkili olabileceğini ifade etti. Nurlu, bu büyüklükteki depremlerin bölgenin tektonik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda beklenmedik olmadığını belirterek, 5,5 büyüklüğüne kadar ulaşabilecek sarsıntıların yaşanabileceğini dile getirdi.
Adana Ve Osmaniye’deki Depremler 6 Şubat’ın Doğrudan Artçısı Değil
Doç. Dr. Nusret Nurlu, Adana ve Osmaniye’de meydana gelen depremlerin, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli yaşanan büyük depremlerin doğrudan artçıları olarak değerlendirilmesinin doğru olmayacağını söyledi. Söz konusu depremlerin, bölgedeki bağımsız tektonik yapıların oluşturduğu sarsıntılar olarak ele alınması gerektiğini belirten Nurlu, büyük depremlerin ardından bölgesel gerilme alanlarında önemli değişiklikler meydana geldiğine dikkat çekti.
6 Şubat depremlerinin çevredeki fay sistemleri üzerindeki gerilme koşullarını değiştirmiş olabileceğini ifade eden Nurlu, bu durumun bölgede yeni ve bağımsız depremlerin meydana gelmesini kolaylaştırmış olabileceğini kaydetti. Büyük depremlerin ardından farklı fay sistemlerinde yaşanan gerilme değişimlerinin, daha önce kırılmamış veya uzun süredir hareket etmeyen fayların harekete geçmesine zemin hazırlayabileceğini belirten Nurlu, yaşanan sarsıntıların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Nurlu, bu tür depremleri sınıflandırırken büyük depremlerin ardından tetiklenmiş olabileceklerini ancak bağımsız depremler olarak tanımlamanın daha doğru olduğunu ifade etti. Depremler arasında doğrudan bir tetiklenme ilişkisi kurulabilmesi için ise bilimsel verilerin ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini söyledi.
Depremlerin Kaynağı İçin Fay Analizleri Bekleniyor
Adana ve Osmaniye’de meydana gelen depremlerin hangi fay sistemleri tarafından üretildiğinin kesin olarak belirlenebilmesi için ayrıntılı bilimsel çalışmaların yapılması gerekiyor. Doç. Dr. Nurlu, depremlerin odak mekanizmalarının ve aktif faylarla olan ilişkilerinin incelenmesinin, sarsıntıların kaynağını ortaya koymak açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Depremlerin odak mekanizmalarının belirlenmesi ve fay çözümlerinin ortaya çıkarılmasının belirli bir zaman aldığını dile getiren Nurlu, bu çalışmalar tamamlandıktan sonra depremlerin oluşumuna ilişkin daha kesin değerlendirmelerin yapılabileceğini kaydetti.
Nurlu, özellikle Feke ve Saimbeyli ilçelerinin bulunduğu alanın doğusunda, Savrun Fayı’nın çevresinde ve Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün (MTA) haritasında aktif fay gösterilmeyen bazı bölgelerde meydana gelen sarsıntılara dikkat çekti. Bu bölgelerde bağımsız fay sistemlerinin deprem üretebileceğini ifade eden Nurlu, 6 Şubat depremlerinin ardından değişen bölgesel gerilme koşullarının söz konusu fayların kırılmasını kolaylaştırmış olabileceğini belirtti.
Ancak depremlerin doğrudan hangi faylardan kaynaklandığının kesinleştirilmesi için mevcut verilerin bilimsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Nurlu, fay analizlerinin tamamlanmasının ardından daha net bilgilere ulaşılabileceğini söyledi.
Savrun Fayı’nda Hareketlilik Tespit Edilmedi
Bölgedeki deprem hareketliliğiyle birlikte gündeme gelen Savrun Fayı hakkında da değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Nusret Nurlu, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından fay üzerinde çok sayıda bilimsel çalışma yapıldığını hatırlattı.
Savrun Fayı’nın özellikle güney kolunda bugüne kadar herhangi bir artçı deprem kaydedilmediğini belirten Nurlu, fayın hareketliliğine ilişkin bilimsel araştırmaların sürdüğünü ifade etti. Bazı bilimsel yayınlarda Savrun Fayı’nın aktifliğini kaybetmiş olabileceğine yönelik değerlendirmelerin yer aldığını aktaran Nurlu, buna rağmen fayın bulunduğu bölgenin genel olarak aktif bir tektonik alan olduğunun unutulmaması gerektiğini söyledi.
Nurlu, son depremlerin meydana geldiği Savrun Fayı’nın batısında, Feke ve Saimbeyli ilçelerinin doğusundaki dağlık bölgede ise 600-700’ün üzerinde artçı deprem kaydedildiğini belirtti. Bu depremlerin, 6 Şubat depremlerinin ardından değişen gerilme koşullarıyla tetiklenmiş olabilecek bağımsız depremler olarak değerlendirildiğini aktardı.
Savrun Fayı’nda şu ana kadar belirgin bir hareketlilik gözlemlenmediğini ifade eden Nurlu, fayın durumu hakkında yapılan bilimsel çalışmaların önemine işaret etti. Bölgedeki deprem hareketliliğinin yalnızca tek bir fay üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmayacağını belirten Nurlu, çevredeki diğer tektonik yapıların da dikkate alınması gerektiğini kaydetti.
Bölgede 5,5 Büyüklüğüne Kadar Depremler Bekleniyor
Adana, Osmaniye ve çevresindeki deprem hareketliliğine ilişkin en önemli değerlendirmelerinden birini paylaşan Doç. Dr. Nusret Nurlu, bölgede 5,5 büyüklüğüne kadar depremlerin yaşanmasının beklendiğini söyledi. Bu büyüklükteki sarsıntıların bölgenin deprem geçmişi ve tektonik özellikleri açısından sürpriz olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Nurlu, mevcut deprem hareketliliğinin bilimsel açıdan takip edilmesinin önemine dikkat çekti.
Nurlu, bölgede 5,5 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmesi durumunda, bunu takip eden günlerde veya haftalarda daha küçük artçı sarsıntıların yaşanabileceğini ifade etti. Örneğin 5,5 büyüklüğündeki bir depremin ardından 4,5 büyüklüğünde artçı bir depremin meydana gelmesinin beklenebilir bir durum olduğunu belirten Nurlu, bu tür sarsıntıların deprem sürecinin doğal bir parçası olabileceğini kaydetti.
Bununla birlikte bölgede büyük depremlerin ardından bağımsız ve tetiklenmiş yeni depremlerin de görülebileceğini belirten Nurlu, her sarsıntının doğrudan bir önceki depremin artçısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Büyük Ve Yıkıcı Deprem Beklentisine İlişkin Değerlendirme
Bölgede meydana gelen depremlerin ardından vatandaşların en çok merak ettiği konuların başında daha büyük ve yıkıcı bir deprem yaşanma ihtimali geliyor. Doç. Dr. Nusret Nurlu, mevcut bilimsel değerlendirmeler çerçevesinde bölgede 5,5 büyüklüğüne kadar depremlerin beklendiğini, ancak bugünkü verilerle daha büyük ve yıkıcı bir depremin yaşanacağının öngörüldüğünü söylemenin mümkün olmadığını ifade etti.
Depremlerin kesin zamanını, yerini ve büyüklüğünü önceden belirlemenin mümkün olmadığını hatırlatan bilimsel yaklaşım doğrultusunda, bölgedeki fay sistemlerinin ve sismik hareketliliğin yakından takip edilmesi önem taşıyor. Nurlu’nun açıklamaları da Adana ve Osmaniye’de yaşanan depremlerin, bölgenin aktif tektonik yapısı ve 6 Şubat depremlerinin ardından değişen gerilme koşulları birlikte ele alınarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Uzmanların fay çözümleri ve deprem verileri üzerindeki çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte bölgedeki sismik hareketliliğin nedenlerine ilişkin daha kapsamlı bilgilere ulaşılması bekleniyor. Yaşanan depremler, Adana ve Osmaniye başta olmak üzere çevre illerde deprem riskine karşı hazırlıklı olmanın, yapı güvenliğinin ve bilimsel veriler doğrultusunda hareket etmenin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.




