Öne Çıkanlar 3. havalimanı ismi kurucu meclis ali asaf zonguldak tayfun keskin Airbus 321

Bu haber kez okundu.

Türkiye'de Asimetrik Savaş ve Bilançosu

Tarih öncesi çağlardan başlayarak günümüze kadar birçok şeyin değişime uğradığı gibi güvenlik algısı ve yöntemleri de değişime uğramıştır. İlk çağlarda yerleşke seçimi, basit savunma taktikleri ve sur gibi yapılar güvenliği sağlamak için yeterli görülmekte iken günümüzde bu tedbirlerin yetersiz kaldığı aşikardır. En basit şekilde tehlikelerden ve tehditlerden emin olma hali anlamına gelen güvenliğin (ERGÜL, 2012) tesis edilmesi noktasında günümüzde çok boyutlu düşünmek ve hareket etmek gerekmektedir.

Endüstri Devrimi ile birlikte yaşanan nüfus patlaması sonucu kentler artık kalıplarına sığamamış ve kenti çevreleyen yapıların dışına taşmışlardır. Böylelikle kenti koruma görevini üstlenen yapılar işlevsiz hale gelmeye başlamışlardır. Gelişen teknoloji ile üretimin artması hammadde ihtiyacını ve sömürge devletlerini doğurmuştur. Yaşanan bu gelişmeler iki dünya savaşını ve insanlığın en kanlı yüzyılını beraberinde getirmiştir. Dünya savaşlarının ardından soğuk savaş döneminde farklı bir güvenlik anlayışı benimsenmiş ve bu doğrultuda silahlanma yarışlarına girilmiştir. Yine bu dönemde güvenlik literatürüne bir çok faktör de eklenmiştir. Böylelikle güvenlik sadece askeri güçlerin sağladığı hizmet olarak anlaşılmaktan çıkmıştır. Yeni güvenlik anlayışı içerisine çevre, enerji, sağlık ve sosyal güvenlik gibi birçok konu dahil olmuştur.

Soğuk savaşın bitimiyle beraber iki kutuplu bir dünya düzeni bozulmuş ve ABD hegemonyasında bir dünya düzeni olacağı tahayyülleri birçok kişi tarafından dillendirilmeye başlanmıştır. Ancak daha sonraları ABD’nin başarısız askeri operasyonları bu görüşleri yalanlamıştır (EFEGİL & MUSAOĞLU, 2009).

21.yüzyıla gelindiğinde ise asimetrik savaş ve vekalet savaşları kavramları çokça zikredilir oldu. Bu kavramlar devletlerin birbirleriyle açıktan açığa savaşmak yerine paravan örgütler aracılığıyla tehdit edilmesini ve zayiat verilmesini ifade etmektedirler. Bu kavramlar ile birlikte geleneksel güvenlik anlayışının da sonu gelmiştir. Bu noktada terörizmle birçok boyutta mücadeleyi öngören yeni güvenlik anlayışı devreye girmektedir.

Bu çalışmanın amacı zor bir coğrafyada yer alan Türkiye’nin terör örgütleriyle verdiği mücadelesini TBMM İnsan Haklarını inceleme Komisyonunun 2013 yılında kabul ettiği rapordaki veriler ışığında değerlendirmektir. Düzenlendiği tarih hasebiyle raporda yer almayan, terörle mücadelede bir dönüm noktasını teşkil eden 7 haziran 2015 tarihinden itibaren günümüze uzanan veriler de ayrıca değerlendirilerek  çıkarımlarda bulunulacaktır.

Komisyonun Oluşturulması

Ülkemizde terör olayları neticesinde yaşanan insan haklarına kayıtsız kalmamak üzere İnsan Haklarını inceleme Komisyonunca bir alt komisyon kurulmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda 13.10.2011 tarihli toplantıda bu alt komisyonuın üyeleri belirlenmiştir.

İnsan Hakları Komisyonunun bünyesinde kurulan “Terör ve Şiddet Olayları

Kapsamında Yaşam Hakkı İhlallerinin İncelenmesine Yönelik Alt Komisyon”  terör olayları sonucunda yaşanan insan hakları ihlallerini politik kaygılardan uzak bir şekilde incelemeyi ve çözüm önerileri getirmeyi amaçlamaktadır (TBMM İnsan Hakları Komisyonu, 2013).

Çalışmanın Yöntemi ve Verilerin Elde Edilmesi

Sayısal verilere değinmeden önce güvenlik kavramı ile ilgili literatür taramasından oluşan kısa bir özet yaptık. Bu özetin sonucunda değişen güvenlik tehditlerine karşı meclisimizin hazırlamış olduğu raporu inceledik.Ardından komisyonun yöntemine bu bölümde yer verdik.

.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.